45,2229$% 0.07
52,8911€% 0.04
61,2240£% 0.01
6.599,83%0,45
10.751,00%0,47
42.852,00%0,55
02:00
Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada hükümetin çevre politikalarını eleştirdi. Kara, çevreyi koruma söylemleri ile uygulamalar arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu belirterek, özellikle acele kamulaştırma kararlarının çevreyi tahrip eden yatırımları hızlandırmak amacıyla kullanıldığını savundu.
Kara, Resmî Gazete’de yayımlanan verilere göre 2026 yılının ilk altı ayında 79 acele kamulaştırma kararı alındığını, bu kararların önemli bölümünün enerji sektöründeki iletim ve nakil hattı projeleriyle ilgili olduğunu söyledi. 2025 yılında 202 acele kamulaştırma kararı alındığını hatırlatan Kara, AK Parti iktidarı boyunca toplam 2 bin 701 acele kamulaştırma kararının yürürlüğe girdiğini ifade etti.
Bu kararların bin 430’unun, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından alındığına dikkat çeken Kara, “Neredeyse tüm acele kamulaştırmaların yarısı tek adam rejimi döneminde gerçekleştirildi. ‘Ver yetkiyi, gör etkiyi’ anlayışı doğal varlıklarımız ve ekolojik dengemiz açısından da yıkıcı sonuçlar doğurdu” dedi.
İktidarın çevre politikalarında çelişkili uygulamalar sergilediğini öne süren Kara, geçen yıl kabul edilen İklim Kanunu’nu örnek gösterdi. Bir yandan karbon salımını azaltma hedeflerinin dile getirildiğini, diğer yandan fosil yakıt kullanımını artıracak yatırımların planlandığını belirten Kara, 2022 Ulusal Enerji Planı kapsamında 2030 yılına kadar 1,7 gigavat kapasiteli kömür santrali ve 10 gigavat kapasiteli doğal gaz çevrim santralinin devreye alınmasının hedeflendiğini söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yayımladığı Türkiye Çevre Durum Raporu’na da değinen Kara, enerji sektöründen kaynaklanan emisyonların 1990-2022 yılları arasında yüzde 179, endüstriyel üretim kaynaklı emisyonların ise yüzde 208 arttığını ifade etti.
Ormanların karbon tutma kapasitesinin aynı dönemde gerilediğini belirten Kara, “1990 yılında ormanlarımız 63 bin kiloton karbondioksiti temizlerken, 2021 yılında bu miktar 35 bin kilotona düştü. Sera gazı emisyonları karşısında orman varlığımız yetersiz kalıyor” diye konuştu.
Türkiye’de yaklaşık 6,5 milyon hektarlık korunan alan bulunduğunu hatırlatan Kara, bu alanların enerji ve maden yatırımları için hedef haline getirildiğini ileri sürdü.
Mart ayında Milli Parklar Kanunu’nda yapılan değişiklikle korunan alanlarda elektrik iletim hatları, petrol ve doğal gaz iletim hatları gibi enerji altyapı projelerine izin verildiğini belirten Kara, “Binlerce yılda oluşmuş ekosistemler enerji ve maden şirketlerine açılırken, bu yatırımları denetleme ve itiraz etme yolları da büyük ölçüde kapatılıyor” ifadelerini kullandı.
Atık ithalatı konusuna da değinen Kara, Avrupa Birliği ülkelerinden yapılan atık ithalatının 2024 yılında 12 milyon tona ulaştığını, son 10 yılda ise toplam 118 milyon ton atık ithal edildiğini söyledi.
Sadece 2025 yılında 503 bin ton plastik atığın Türkiye’ye getirildiğini belirten Kara, “Bu iktidar topraklarımıza çöplük muamelesi yapıyor, insanlarımızı mikroplastiklerle zehirlemekte sakınca görmüyor” dedi.
Muğla’daki Akbelen Ormanı’nda acele kamulaştırma kararlarına karşı çıkan yurttaşların müdahalelerle karşılaştığını da hatırlatan Kara, “Yeşil vatan söylemi kâğıt üzerinde kalmış bir kelime oyunundan ibarettir” değerlendirmesinde bulundu.
Kasım ayında Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 toplantısına da değinen Kara, çevre politikalarının yalnızca sloganlar ve raporlarla sürdürülemeyeceğini belirtti.
İklim krizinin etkilerinin giderek ağırlaştığını vurgulayan Kara, “Ekolojiyi ekonomiye feda etmeyen, enerji ve maden şirketlerinin çevre üzerindeki baskısına dur diyecek yeni bir anlayışa ihtiyaç var. Sağlıklı ve dengeli bir çevre olmadan insanca yaşamın da mümkün olmadığını kabul etmek zorundayız” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.