DOLAR

31,0708$% 0.17

EURO

33,6790% -0.05

STERLİN

39,4560£% 0.03

GRAM ALTIN

2.032,04%0,76

ÇEYREK ALTIN

3.453,00%0,46

TAM ALTIN

13.811,00%0,31

Öğle Vakti a 12:54
Hatay AZ BULUTLU
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

NAKIŞ

Bu yazımın, yaş günüme denk gelmesi münasebetiyle, içimizi ısıtan, kıpır kıpır bir yazı olmasını istemiştim aslında..

Bu yazımın, yaş günüme denk gelmesi münasebetiyle, içimizi ısıtan, kıpır kıpır bir yazı olmasını istemiştim aslında.
Fakat, varoluşumuzun müsebbibi annelerimizin, bizleri bir araya getirmek adına yarattıkları sofra adabını, hüzünlü bir şekilde yâd edince, konu, farklı yerlere evrildi.
“Ananı da al git diyen” politikacıların değil, “Cennet, anaların ayakları altındadır” diyen kurucuların ülküsünde yetişmiş bireyler olduğumuzu hatırlatarak başlamak istiyorum.
Misafirciliği severiz biz!
Misafir olmayı değil de misafir etmeyi.

Gönlümüze taht kurmuş, akraba, arkadaş ve dostlarla, çeşidi bol geniş sofralar kurmayı, muhabbet etmeyi, sağlığa kadeh kaldırmayı severiz.
Velev ki sofrada ilk defa ağırlanıyorsa birisi, herkes pervanedir etrafında.
Mutfakta kaç kişi olursak olalım artık bilim adamlarının bile savunduğu, yemeğe lezzet kattığı düşünülen ve genetik olduğu tahmin edilen, avuç içindeki bakterilerin oluşturduğu lezzeti, son rötuş olarak, annelerimiz katar.
Bol kepçedir annelerimiz.
Depremle, bilinmeyene gitti bazısı.
Kalanlarsa, hevesini yitirdi.
Zordur, annemizin tuttuğu eli, zamansız bıraktığında, tek başımıza ayakta kalabilmek.
Onların yerine birilerini sevebilmek.
Ama bu acıya rağmen devam edebiliyorsa hayat, insanoğlunun kabullenme gücünden kaynaklandığını sanıyorum.
Yazık ki ne yaparsak yapalım, hayat,
kimi zaman ayağımızın altından, kimi zaman avucumuzun içinden, akıp gidiyor.
Bizler de hiç yaşamamışız gibi söneceğiz bir gün.
Ama o güne kadar zamanı hafife almadan yaşamak, güzel düşünmek ve hayatın sadece nefes almaktan ibaret olmadığını bilmek gerek.
Hareket edin.
Hareket, berekettir!
Dostlarınızla, sevdiklerinizle hoş vakit geçirmeye bakın.
Sevgiyi, sevgiyle çoğaltın.
Sevgisiz kalan her şey çabuk söner.
Yüreğinizin derinliklerinde duran
üzüntülerin kabuğunu, hoyratlaşmadan, buhrana dönüştürmeden, yavaş yavaş soymaya bakın.
Gözleriniz, özlem veya sevgiden dolunca, bırakın aksın.

Gözyaşları, gideceği yeri bilir.
İnanın!

Yürüdüğün yolu tekrar yürür müsün deseler, hiç tereddütsüz, koşarak, aynen yürürdüm.
Yolda kendimle karşılaşacak olursam da hadi iyisin diyerek göz kırpar, tek bir konuda nasihat ederdim. Eminim ki o nasihat, yine, bir kulağımdan girip, diğerinden çıkardı.
Gönül koyacak kadar sevme!
Kolaydır gönül koyacak kadar sevmemek.
Ben, zoru seçtim!
Hayata olduğum gibi davrandıkça, beni seveceğine hep inandım.
Şükür ki inancımda yanılmadım ve bugüne kadar, sağ olsun, o da çok iyi davrandı.
Bundan sonra kafasının tası atar mı bilmem ama ben, kendisini eskisi kadar ciddiye almamaya kararlıyım.
Her zaman olduğu gibi, vicdanım ve kalbimi dinleyecek, güçlüye asla meyletmeyeceğim.
Eskidikçe kıymetlenen günlerimin değerini bilecek, bilgi için hep merak edeceğim.
B12 vitaminim izin verdikçe, öğrenmeye çalışacağım.
Yüzümde oluşan çizgilere küçük dokunuşlar yapmak istediğimde karşı çıkan ailemin söylemlerine kulak vereceğim.
Yoksa, yanaktan nasıl makas alırmış benim oğlum!
Saçımdaki beyazları arada yok etsem de tekrar ortaya çıktıklarında, bazı tecrübeleri hatırlattıkları için onları da sevmeye devam edeceğim.
Bunların hepsi fasarya!
Benim için, yürekten düşmektir hazan sebebi!
Sofra adabında, suyu, küçüğe verdiren merhameti yüreğimize, sözü büyüğe veren saygı kuralını zihnimize, nakış gibi işleyen annelerimiz!
Bilinmeyene giden, gece-gündüz düşlesek, geri getiremeyeceğimizi bildiğimiz annelerimiz!
Gülüşünüzü, sesinizi, yâ rûhe -ruhum- diyerek, sarılmak için açtığınız kollarınızı inanın ki sevda bahçemize, nakış nakış işledik.
Gidişinizle, hepimizin, Havva Ana’dan geldiğimizi hatırladık.
Hiçbirimizin hayatı yediveren çiçekler gibi değil. Yaprak dökmeye başladığımızda, içimizi annemize döker gibi dökebileceğimiz, sarılıp da boynunu öpebileceğimiz dostlar daim olsun hayatımızda.
Baki kalan bu gök kubbede, hoş bir sada bırakıp giden annelerimize saygı, özlem ve rahmetle!
Küçük kararların akıl, büyük kararların kalple alınması gereken yaş olduğu söylenir elli beş için.
Madem öğrendik, kim korkar elli altıncı yaştan?
Hay hay, buyursun, gelsin!

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.