45,2229$% 0.07
52,8911€% 0.04
61,2240£% 0.01
6.599,83%0,45
10.751,00%0,47
42.852,00%0,55
02:00
-UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN METİN HAMURCU YAZDI-
Okulun başlaması çocuk için yalnızca yeni bir eğitim döneminin başlaması değildir. Aynı zamanda alıştığı ev ortamından ayrılmak, yeni insanlarla tanışmak, yeni kurallara uyum sağlamak ve bilmediği bir ortamda kendini güvende hissetmeye çalışmak anlamına gelir. Bu nedenle okul döneminin başlangıcında çocuğun yaşayabileceği heyecan, korku, isteksizlik veya kaygıyı hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, öncelikle bu duyguların anlaşılması gerekir. Çocuğa “Korkacak hiçbir şey yok” demek yerine “Yeni bir yere başlamak seni biraz heyecanlandırabilir, bu çok normal” demek onun duygusunu kabul eder ve kendisini anlaşılmış hissetmesini sağlar.
Anne babanın okul dönemindeki tutumu çocuğun okula ilişkin algısını doğrudan etkileyebilir. Eğer ebeveyn sürekli endişeli davranır, çocuğu tekrar tekrar sorgular veya okul hakkında olumsuz konuşursa çocuk okulun tehlikeli bir yer olduğu düşüncesine kapılabilir. Bu nedenle ebeveynin sakin, kararlı ve güven veren bir tutum sergilemesi önemlidir. Çocuğa “Hiç korkmayacaksın” demek yerine “Korktuğun bir an olabilir ama bununla baş edebilirsin. Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin” mesajı verilmelidir. Buradaki amaç çocuğun hiç kaygı yaşamaması değil, kaygı yaşadığında bununla baş edebileceğini öğrenmesidir.
Özellikle küçük çocuklarda okuldan ayrılma anı oldukça önemlidir. Vedalaşmayı gereğinden fazla uzatmak, tekrar tekrar sarılmak veya gizlice uzaklaşmak çocuğun ayrılık kaygısını artırabilir. Çocuğa açık ve anlaşılır bir şekilde veda etmek, ne zaman geri dönüleceğini yaşına uygun biçimde anlatmak ve verilen sözleri mümkün olduğunca tutmak güven duygusunu güçlendirir. Çocuğun ağlaması ya da zorlanması başarısız olduğu anlamına gelmez. Bazen çocuk alışma sürecinin doğal bir parçası olarak ağlayabilir. Önemli olan ebeveynin bu duyguyu paniğe kapılmadan karşılayabilmesidir.
Okulun ilk dönemlerinde akademik başarıdan çok çocuğun okula alışması, öğretmeniyle güven ilişkisi kurması, arkadaşlarıyla iletişim geliştirmesi ve günlük rutine uyum sağlaması önemsenmelidir. “Kaç aldın, neden bunu yapamadın?” gibi başarı merkezli sorular yerine “Bugün seni mutlu eden ne oldu?”, “Bugün yeni ne öğrendin?” veya “Okulda en çok hangi anı sevdin?” gibi sorular çocuğun okula yönelik olumlu deneyimlerini fark etmesine yardımcı olur.
Evde düzenli uyku, kahvaltı, hazırlanma ve okula çıkış rutinlerinin oluşturulması da çocuğun kendisini güvende hissetmesini kolaylaştırır. Çünkü çocuklar belirsizlikten çok rutinden güç alırlar. Ayrıca çocuğa küçük seçimler yapma fırsatı vermek, “Hangi kıyafeti giymek istersin?”, “Çantana hangi kalemi koymak istersin?” gibi basit seçimlerle onun kontrol duygusunu desteklemek faydalıdır.
Okul başlangıcında çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey kusursuz olması değil, yanında güven veren bir yetişkinin olduğunu hissetmesidir. Çocuğa verilmesi gereken temel mesaj şudur: “Yeni bir başlangıç yapıyorsun. Zorlanabilirsin, korkabilirsin, heyecanlanabilirsin. Bunların hepsi normal. Her şeyi hemen bilmek veya başarmak zorunda değilsin. Zamanla alışacaksın ve zorlandığında yardım isteyebilirsin.” Çünkü sağlıklı okul uyumu, çocuğun hiç kaygılanmamasıyla değil, kaygılandığında bile kendisini güvende hissedebilmesiyle başlar.