DOLAR

33,1952$% -0.11

EURO

36,0226% -0.6

STERLİN

42,8115£% -0.31

GRAM ALTIN

2.548,96%-1,98

ÇEYREK ALTIN

4.184,00%-1,32

TAM ALTIN

16.760,00%-1,32

İmsak Vakti a 02:00
Hatay AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Ressam Ali Taş

Ressam Ali Taş

19 Haziran 2024 Çarşamba

SOSYAL ÇÜRÜME

SOSYAL ÇÜRÜME
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Sisli bir sabah… Kuşların acı sesleriyle uyandım. Uzaklara bakıyorum. Kayıp bir kentin enkazları içinde umut arayan insancıklar görüyorum. Alt dudaklarından çıkan tebessümlerin bile ithal olduğu insancıkların para ve çıkar karşısında salyaları akarken buna kayıtsız kalanların nasıl bir yalnızlık travması yaşadığını biliyorum. Merhametin idam edildiği zamanlar çılgına dönmüşken belirsizlik, gelecek korkusu, yalnızlık ve bilinçsizlik insanların şuurunu kapatmış, herkesin kalbini betona çevirmişti. Ruhsuz bedenler coğrafyasında kötülük artarken, insanlar utanç duygusu içinde kendilerinden kaçmaya devam ediyor. Ülkede sosyal çürüme yaşanıyor. İnsanlar sözünde durmuyor. Her türden ahlaksızlık, kötülük artmaya devam ediyor. Arayışlar bile kaçış iken kimse ne kadar dipte olduğunu bilmiyor. Haziran ayının en kavurucu sıcakları kadar şuursuzluk ta yakıyor insanı… Ki insanın aklını alan hiçlik duygusu ve tanımsız zor zamanların nasıl onulmaz yaralar açtığını, sayısız kez tanık oldum. Gözlerim akıyor. İçim acıyor… Acıyla beslenen zamanlar ve enkazlardan oluşmuş mekanların tozu – toprağı içinde solukları kesen dramlar can yakmaya devam ediyor. Kalıcı hasarlar bırakıyor insanın usunda… Sadece konuşmak amaçlı sarılmalar bile yalnızlığın dibine vuruyor. Ses arıyor insan… Konuşacağı bir insan… Oysa ne çok severdik dostça sohbetleri ve şiir okurduk şarap eşliğinde… Deprem yeraltı katmanlarını birbirine yaklaştırmaya devam ederken, biz insancıklar ego dağlarını kendimize mesken tutup her şeyi ve herkesi kötüledik. Herkes şerefsizdi, herkes onursuz …. Biz ise yarattığımız sahte namus atmosferinde çok iyiydik. Ah be insanlık!… Ruhsuz bedenler coğrafyasında sosyal çürümenin farkında değil misiniz? Artık nefes alan herkese karşı güvensiz olduğumuzu görmüyor muyuz? Tanımsız zor zamanların bizi bozduğunu ya da dik duramadığımızı ne zamana kadar saklayabiliriz ki? Sarı sıcak yaz günleri tarifsiz acılar bırakarak geçiyor. İz bırakıyor… Sadece konuşmak amaçlı sarılmalar bile yalnızlığın dibine vuruyor. Ses arıyor insan… Konuşacağı bir insan…

Devamını Oku

REHBERİM DOĞA

REHBERİM DOĞA
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğa gerçek ve samimidir.
Etkileyici ve uyandırıcıdır.
Değiştirici ve dönüştürücüdür.
İnsana ayna tutturan bir etkisi var… Yüzleştirici…
Doğaya ait bu kavramları çok sevdim…
Çok tuttum…
Gerçekçi olmak…
Samimi olup yüzleşmek…
Kalabalıklar içinde yalnız, yalnızlıklar içinde kalabalık yaşarken, sosyal medyanın etkisiyle oluşan sahtekarlıklardan uzak kalmak iyi geldi… Doğanın içindesin. Yalandan uzak, gerçeğe yakınsın…
“İşte gerçek insan böyle oluşur” dedim kendi kendime…
Aklıma bir isim düştü…
Uzakta da olsa…
Tanımasam da…
Kahrolsun Faşizm diye haykırdım ömrüm boyunca ve insan olmanın en üst mertebe olduğuna inandım.
İnandıkça “kaybettim”
Kazandığını zanneden kalabalıklar içinde hep kaybettim. Yalnız kendimle kaldım . “Kaybettiklerim kurtulduklarımdı” belki…
Sonra deprem oldu. Evler yıkıldı. Birçok insan öldü. Sevdiklerimi kaybettim. Geri dönüşü olmayan bir yerdeyken Antakya’dan çıktım.

“İnsanları şöyledir…” “Toprakları böyledir…” “Havası – suyu öyledir” diye bilinen kente geldim. Evet suyu güzeldi… Dağları ve ağaçları da… Sokaktaki kedi, köpekleri de…
Ama bazı kişiler vardı ki, ruhu enkaza dönmüş insanlara bakışları yok mu? Ölümden beterdi…
Egonun teslim aldığı birçok insancığın oluşturduğu bataklıkla savaştım.
Yine kaybettim.
Şaşırdım – üzüldüm -kırıldım… Yazıldığı ya da söylendiği gibi değildi… Ne bu kentin ismi, ne de bazı insanları…
Yaşadım ve gördüm…
Çoğu zaman paranın ruhları teslim aldığı ve birçok “insancığın” kendi çöplüğünde horoz oluşuna tanık oldum. Üzüldüm… Ağladım…
Savaştım ama yenildim.
Kaybetmek için değil ama belki de bulmak için terk ettim o yoklar içinde çoklara sahip kenti…
10 saatini kahvede okey oynayarak geçiren, bahçesine bir tane bel atmayan ve Avrupa’dan gönderilen parayla kendini beğenmişlerin oluşturduğu egolar kentini ter ettim.
Sonra doğanın sunduğu bir bahçede buldum kendimi…
Yine yalnızdım.
Enkaz altında bıraktığım anılardan arta kalan ruhumla hayata yeniden başlıyorum.
Her zamanki gibi yalnız ve onurlu…
Üzgün ve kırgın olmayı bırakıp doğaya saldım yüreğimi…
İnsan güçlü bir varlıktır. Tüm kayıplarına rağmen yaşamayı seviyor insan…
Yaşamak bir seçim…
Enkaz altında kalıp bir defa ölmek ile hayatta kalıp her gün ölmek arasında gidip gelirken, insan olduğumu hatırladım.
Anlatacak çok şey var ama iyi ki insanım…
Ne şan, ne şöhret, ne tüm enlerim özümün önüne geçmedi. Egolarımı ayaklarımın altına alarak gökyüzüne bakıyorum. Masmavi bir gökyüzü ve umut…
Gözlerim gibi…
Sessiz ve sakin okumaya devam ediyorum.
Kendimi ve dünyayı…
Rehberim doğanın kendisidir…
…………………….
…………………….

Devamını Oku

NEDEN KAYBEDİYORUZ?

NEDEN KAYBEDİYORUZ?
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Birliktelikler aşkın en temiz, en masum hali ve yoğunluğunda yaşanırsa, ilişkilerde mükemmel bir uyum yakalanabilir.
Tabi ki temelde samimi olmak, dürüst davranmak gerekir.
Hangi tür ilişkilerde olursa olsun yalansız bir temel oluşturulmalıdır.
Adına ister dostluk, yoldaşlık, arkadaşlık değin, isterseniz çıkarsız sevgi, beklentisiz paylaşım değin hepsi aynı kapıdan çıkar.
Kısacası ilişkiler aşkın tadında yaşanmalıdır.
Ruh ile beden bütünleşmelidir.
İki tarafın emeği ve fedakarlığı şarttır.
İlişkinin kalıcı olması buna bağlıdır.

Ama bizler genel anlamda hep sorumluluktan kaçıyoruz. Önceliklerimiz hiçbir zaman aşk ya da samimi bir ilişkide yoğunlaşmadı.
İhtiyaca göre şekillenen bir ilişki tarzını benimsedik. Çoğu zaman ne istediğimizi, bize neyin iyi geleceğini bile bilemedik…
En çok aç olduğumuz duyguları karşı cinste aradık. Kalbini sevmeden bedenini sevdik.
Hep kısa vadeli ve çıkar dahilinde ilişkilerimizi geliştirdik.
Karşımızdakini insan olarak değil, imkan olarak gördük.

Sosyal statüsü, dış görüntüsü, yaşı, hatta nerede yaşadığı ve ne iş yaptığı bile önceliklerimizin arasına girdi.
İletişim kurmak istediğimiz insanın kalbinin temiz olması- dürüst olması ya da sorumluluğu yerine getirecek bir yapıda olması bizi hiçbir zaman ilgilendirmedi.
Kaybetmemiz bundandır.

Devamını Oku

İSTANBUL ANILARI-1

İSTANBUL ANILARI-1
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Şu hayat ve ülke ne ilginç… Bir ressam işini -sanatını yaparsa aç kalır…
Sevdiği işi yapmak için, sevmediği işte çalışır…

Bu çelişkinin cenderesinde sıkışan ruh, yapılan mecburi işlerin altında ezilir.
Herkesin sonunu getiren bu döngü kapitalizmin kötülüklerinden birisidir. Kaçınılmaz son renksiz bir hayat, umutsuz bir gelecek ve tedirgin eden belirsizliklerdir…
Bu çelişkiler içinde hayal kurmak ve umut etmek terk edilir.
İnsanın çalıştığı tüm işler aynı etkileri yansıtmaya başlar.
Özde taşınan tüm insani değerler sorgulanır.
Gelgitler hızlanır. Ruh fırtınalarıyla beraber sistemin tüm kirleri ruhun damarlarına sızar. İşte o zaman yaşanan her çelişki ölümcül tehlikeye dönüşüp insanın hayal dünyasını talan eder.
Bu durumdaki insan yalnızlıklar içinde ve depresyonlarla boğulup kendi içine çekilmeye devam eder.
Sessizlik, karamsarlık zehrini beyne akıtır.
Zehirlenen beyin içine virüs girmiş bir bilgisayar gibi hata vermeye başlar. Sağlık sorunları nükseder.
Korku ve güvensizlik, ekonomik sıkıntıların oluşturduğu sahte ilişkiler birbirini takip eder.
Dışardan görülen kişi, o kişi değildir artık.
Çünkü hayal kuramayan, umutları tüketilmiş bir insan, artık ressam değildir.

Devamını Oku

ELBETTE YAĞMUR YAĞACAK

ELBETTE YAĞMUR YAĞACAK
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Anlaşılamamak ve haksızlık derin yarıklar oluşturur insanın içinde…
Kalp acır… Acıtırlar…

Değerleri ve paylaşımları bir anda unutulur – tukaka edilir.
Varlığı unutulur ve zararlı yaratıklarla kıyaslanır.
Kendisini paçavra gibi hissettirip acımazsızca hakaret ederler. Tatmin olmaz üstüne iftira da atarlar.
Nankörlük bataklığında duygularını tatmin edenler, dedikoduyla garip bir zafer sarhoşluğu içine girip, okşanmış hırslarını da katıp meze ederler günlerine….
Vicdansızca üzmeye devam ederler. Egoların doruğunda kinle beslenen kötülük tuvaldeki tüm renkleri kirletirken, onların kahkahaları can yakmaya devam eder.
Oysa yüzlerce fidanın sürgün vermesinin sebebi – bereketli yağmurudur o insan… Tüm renklerin de efendisidir.
Çiçeklerin arısı, güneşin ilk doğuşu, emeğin, ekmeğin, zamanın ve makanın paylaşımcı ruhu, asil ve adil insanıdır.
Ama insanoğlu nankör olduğu kadar sadisttir de…
İyi kalpli insanların yüreklerinde faylar oluşturmak, büyük depremler içindir.
İyilerin ölümlerini hızlandırmaktan haz duyanlar kötülüklerine devam ederken kaç tane canın intikam ateşini hazırladıklarını da unutacak kadar cahildirler.

Elbette o yürek yangınları sönecek…
Elbette yağmur yağacak… Elbette masumlar gülecek… Elbette güneş doğacak….

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.