45,2229$% 0.07
52,8911€% 0.04
61,2240£% 0.01
6.599,83%0,45
10.751,00%0,47
42.852,00%0,55
02:00
13 Ocak 2026 Salı
-BURCU AYDOĞAN YAZIYOR-
11 Ocak Pazar 2026 günü Keçiören Aktepe Stadı’nda oynanan Keçiörengücü – Hatayspor karşılaşması, bizlere skorun çok ötesinde gerçekler gösterdi. Mücadele 5-0 sona erdi ama sahada yaşananların hikâyesi tabelaya sığmadı.
Bir Ankaralı futbolsever olarak beni derinden duygulandıran bir maçtı bu. Hatayspor, kulüp tarihinin belki de en zor dönemlerinden birini yaşarken sahada U19’dan gelen genç kardeşlerimiz vardı. Ayaklarının altında kar, omuzlarında kocaman bir arma…

Genç oyuncular, Ankara’nın sert ve olumsuz hava şartlarına rağmen ilk yarı boyunca dirençli, istekli ve cesur bir oyun ortaya koydu. Özellikle kaleci kardeşimizi yürekten tebrik etmek gerek; yaptığı kurtarışlarla alkışı fazlasıyla hak etti. Tribünler ise “Caney caney caney, delikanlı Keçiören nerdesin haneyyy” tezahüratlarıyla coşuyordu. Hatayspor bugün çok zor günlerden geçiyor olabilir ama Aktepe’de umut hâlâ ayaktaydı.
Ankara’daki etkili kar yağışı, karşılaşmayı ilk yarı boyunca sık sık durdurdu. Saha çizgileri kayboldu, kar küreme araçları devreye girdi. Futbol, beyaz bir zemin üzerinde adeta hayatta kalma mücadelesine dönüştü. O çocuklar, karın altında sadece rakiple değil; şartlarla, korkularla ve geleceğin belirsizliğiyle de oynadı. Her topa biraz daha fazla koştular. Belki kazanamayacaklarını biliyorlardı ama vazgeçmediler.
İşte Hatayspor’un bugünkü durumu da tam olarak buydu.
İkinci yarıda tecrübe farkı ve fiziksel düşüş belirginleşti; skor da bununla birlikte büyüdü. Keçiörengücü adına golleri atan isimlerden biri ise Mame Diouf’tu. Futbol kariyerindeki önemli çıkışını Hatayspor formasıyla yakalamış bir oyuncunun, bugün karşısında Hatayspor’un genç çocuklarını bulması futbolun acı bir ironisiydi.
Hatayspor açısından bu maç yalnızca bir mağlubiyet değildi; içinde bulunulan tabloyu gösteren bir aynaydı. Ancak sahadaki gençlerin mücadelesi, tabeladan bağımsız bir üç puanı fazlasıyla hak ediyordu. Bu maçın asıl hikâyesi skor tabelasında yazmıyordu. O hikâye, karın altında pes etmeyen gençlerindi.
Tebrikler genç kardeşlerim…
O hikâye; ayağı kayıp düşse de kalkanların, nefesi kesilse de koşanların, formasına sımsıkı tutunanların hikâyesiydi. Karın altında, soğuğun içinde, belki de hayatlarının en zor 90 dakikasını oynadılar. Geri çekilmediler. Tecrübeye, fiziğe, isme karşı cesaretle mücadele ettiler.
Hatayspor için mesele artık sadece puan değil; ayakta kalabilmek, yarınlara tutunabilmek. Aktepe’de yağan kar belki sahayı kapladı ama Hatayspor’un içinde bulunduğu soğuk gerçeği gizleyemedi.
-BURCU AYDOĞAN YAZIYOR-
Yükseköğretim öğrenci yurtları, gençlerin kendi ayakları üzerinde durmaya başladığı, hayatla ilk ciddi temaslarını kurdukları yerlerdir. Bu dünyayı yönetmek ise tahmin edildiğinden çok daha fazla dikkat, sabır ve psikolojik güç gerektirir. Hele ki bu dünya bir erkek öğrenci yurduysa ve siz de o yapının başında duran kadın bir müdireyseniz, o zaman işler bambaşka bir boyut kazanır.
Sektörün içinde olan biri olarak söyleyebilirim ki, dışarıdan bakınca “idare etmek” gibi görünen bu iş, aslında çok katmanlı bir sorumluluklar zinciridir. Ve bu zincirin her halkasında ayrı bir mücadele barındırır.
1. Kadın Olmanın Getirdiği Görünmez Sınavlar
Erkek öğrenci yurdu yönetirken çoğu zaman fark edilmeyen bir duvarla karşılaşırsınız:
Toplumsal algılar.
“Bir kadın erkek yurdunu yönetebilir mi?”,
“Disiplini nasıl sağlar?”,
“Erkek öğrenciler onu ciddiye alır mı?”
Bu sorular açıkça söylenmez belki ama davranışlarda hissedilir. O yüzden her gün işe, hem yöneticiliğinizi hem de profesyonelliğinizi yeniden konuşturmak zorunda kalırsınız. Bu görünmez sınav, mesleğin en yorucu yanlarından biridir.
2. Gençlik Enerjisinin Yönetimi
Gündüz hareketli, gece daha da hareketli bir ortam: erkek öğrenci yurdu.
Gençlerin enerjisi güzel olduğu kadar yorucudur da.
Sorunlar da genellikle mesai saatlerine bakmaz:
* Ani kavga çıkması
* Odaya sığmayan gürültü
* Duygusal krizler
* Sınav stresinden doğan duygusal dalgalanmalar
İşte, tüm bunları profesyonel duruşunuzla, adil bir şekilde yönetmek zorundasınız. Her ne kadar “Anne gibi yaklaşın” derseler de yöneticilik rolünüde elden bırakmamak gerekir ki ; dengeyi tutturmak kolay değildir.
3. Velilerle İlişkiler: İki Uç Arasında Yol Almak
Öğrencinin konforu ile velinin beklentisi bazen birbirinden çok uzak olabilir.
Bir taraf özgürlüğünü ister, diğer taraf sıkı kontrol…
Bu ikisini aynı çatı altında dengelemek çoğu zaman ip üstünde yürümek gibidir.
Veliler bazen sizden bir bekçi gibi davranmanızı ister, öğrencilerse bir arkadaş gibi.
Siz ise ne bütünüyle birini, ne de tamamen diğerini olabilirsiniz.
4. Yurt Yönetiminde “Her Şeyi Bilmek” Zorunluluğu
Bir yurt müdiresi, sadece yöneticilik yapmaz.
İhtiyaç halinde:
Psikolog – Rehber Öğretmen,
Hakem,
Bürokrat,
Kriz yöneticisi,
İletişim uzmanı,
Şevkatli bir anne,
Ve bazen de bir tamirat ustası gibi pratik çözümler üreten biri olmanız gerekir.
İşin tanımı geniştir; çünkü gençler sadece kalacak yer değil, kendilerini güvende hissettikleri bir yapı ister.
5. Disiplini Sağlarken Empatiyi Kaybetmemek
Erkek öğrencilerde disiplin gerektiren konu sayısı fazladır.
Ancak disiplin demek sertlik değildir.
En zor olan da budur:
Hem anlayan taraf olmak, hem sınırları koruyan.
Bazen bir öğrencinin toplantı ortasında kapınızı çalması, bazen de şikâyetlerle bunalmış halde odanıza gelmesi, böylelikle küçük bir davranışın arkasında çok büyük bir hikâyenin saklı olduğunu fark etmek…
Her biri yönetimsel kararların yanında insani bir dokunuş gerektirir.
6. Tüm Zorluklara Rağmen Değer Yaratan Bir İş
Evet, bir kadın olarak erkek öğrenci yurdu yönetmek zor.
Ama her zorluğun peşi sıra bir gencin geliştiğini görmek, korkularını yenmesine şahit olmak, ailesi uzaklarda olan bir çocuğun kendini güvende hissettiğini bilmek… işte bütün bunlar bu mesleği özel kılıyor.
Bir gün mezun olup “Ben üniversite yıllarımda burada kalmıştım, bana çok şey kattınız.” diyen bir öğrenci ile iletişim kurmak, tüm zorlukları ve yorgunlukları unutturuyor.