DOLAR

33,0413$% 0.65

EURO

36,0249% 0.4

STERLİN

42,9931£% 1.08

GRAM ALTIN

2.559,20%0,41

ÇEYREK ALTIN

4.146,00%0,67

TAM ALTIN

16.608,00%0,67

İmsak Vakti a 02:00
Hatay HAFİF YAĞMUR 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Öğr. Fatih Emre

Öğr. Fatih Emre

05 Eylül 2023 Salı

ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİNDE ANNE-BABA TUTUMLARI

ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİNDE ANNE-BABA TUTUMLARI
6

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğduğu günden başlayarak çocuğun kişiliği önce ailesi, sonra okul ve yaşadığı
çevredeki insanlar tarafından şekillendirilmektedir. Kişiliğin temelleri ilk 5-6 yılda aile ocağında atılmaktadır. Bu nedenle çocuğun kişiliğinin gelişmesinde birinci derecedeki sorumluluğu anne-baba yüklenmektedir. Çocuğun kişiliğinin gelişmesinde sosyal çevre içinde
en etkili olanı aile çevresidir.
Ailede anne-babanın, çocuğa karşı olan tutum ve davranışları, çocuğun kişiliğini
biçimlendirmede önemli bir etkiye sahiptir Çocuk, anne-babasını gözleyerek, onları model alarak ve taklit ederek gelişir.
Ailede çocuklarla, ebeveyn ilişkisinde temel belirleyici faktör anne ve babanın tutum ve
davranışlarıdır. Anne ve babanın çocuklarına karşı sergiledikleri davranış şekilleri, olaylar karşısında sergiledikleri tutumlar, anne ve baba ile çocuk arasındaki ilişkinin yönünü ve şeklini belirler. Psikolojisi düzgün, ruhi yapısı sağlam, karakteri olumlu yöne doğru kanalize
edilmiş çocuk yetiştirebilmek için anne ve baba tutumları çok ama çok önemlidir.
Anne ve babası ile sağlıklı bir ilişkiye sahip, iletişimi düzgün çocukların genel
özelliklerine baktığımızda, düşüncelerine ket vurmayan, düşündüğünü uygulayabilen, özgürce kararlara alabilen, özgüveni son derece yüksek, bireysel anlamda hoşgörülü, sosyal bilinci yüksek bireyler olarak yetişirler.
Anne ve babalar tarafından çocuklara karşı sergilenen tutumları sınıflandırmak ve
kategorilere ayırmak gerekirse, temel olarak şu şekilde özetlenebilir.
1 İlgisiz( Serbest/Kaygısız/Reddedici) Anne Baba Tutumu:
Bu tutum, çocuğa karşı ilgisiz, çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçlarına karşı duyarsız, sevgi ve şefkati yetersiz, kontrolü gevşek anne baba tutumudur. Bu tür ailelerde disiplin yok denecek kadar gevşektir. Çocukları yönlendirme ve kontrol söz konusu değildir. Çocukların
davranışları sınırlandırılmaz. Çocuklar kendi hallerine bırakılmıştır.
Anne baba umursamaz bir tutum içindedir. Çocuk ilgi ve sevgiden yoksundur. İlgisiz ve kayıtsız anne-baba, çocuğu kendi başına yalnız bırakır, onun ihtiyaçları görmemezlikten gelir. Çocuk ile anne-baba arasında iletişim kopukluğu söz konusudur, çocuk ailede dışlanır. Çocuğun ailede dışlanması, istenilmemesi, sevilmemesi ve ilgisiz kalınmasına birçok psiko-sosyaI nedenleri vardır. Çocuğun kişiliği üzerinde en çok olumsuz etkiler bırakan anne-baba
tutumu, çocuğa karşı ilgisiz ve sevgisiz davranmadır. İlgisiz veya gevşek anne-baba tutumu, çocukların kin, düşmanlık ve endişe duygularına kapılmasına neden olmakta; kavgacı, isyankar, saldırgan ve suç işlemeye eğilimli olabilmektedir. Ayrıca, ilgisiz anne-baba tutumu çocuğun kendine güvensiz ve olumsuz bir benlik kavramı geliştirmesine neden olmaktadır
ilgisiz çocuk, kendini boşlukta hissedip, kendi kendini yönlendiremeyebilir. Başıboş olarak kendine ve çevresine zararlı hale gelebilir.
Çocuğun Özellikleri

) İnsanlarla ilişki kuramaması sonucu sosyal gelişmesinde gecikme ve saldırganlıksergileyebilir.

) Sözlü iletişim yetersizliğinden dolayı dil gelişiminde gecikme, konuşma bozuklukları

ortaya çıkabilir

) Hayattan ve kendisinden beklentisi olmaz.

) Sürekli olarak başka kişilerin hizmet etmelerini beklerler.

) İstedikleri her şeyin gerçekleştirilmesini beklerler.

) Toplumsal normlara ve toplum içerisindeki kurallara uyum sağlamakta zorluk yaşarlar.

) Diğer kişilerin dikkatini çekme isteği vardır.

) Saygısızlık ve bencillik söz konusudur.

) Sahip olmadıkları hakları kullanmayı isterler.

) Dikkat çekebilmek için çocuğun çevreye zarar vermesi olasıdır.

) Saldırganlık ve sosyal gelişimde gerilik gözlemlenir.

) Diğer bireylerle olan iletişim sınırlı düzeydedir.

) Ciddi bir özgüven sorunu bulunmaktadır.

) Bağlanma sorunları ve ilişkisel sorunlar gözlemlenmektedir.

2 Aşırı Koruyucu (Müdahaleci) Anne Baba Tutumu:
Çocuğun her zaman, her an kontrol altında tutulduğu, aşırı ilgi ve alaka gösterildiği, zarar gelebilir endişesi ile gündüzleri bile sokağa çıkması bile istenmediği veya kısıtlandığı aile tipidir. Bu tip ailelerde yetişen çocuklar, aileye aşırı bağımlı, özgüveni olmayan, duygusal açıdan zayıf, sıkıştırıldığında başkalarına suç atabilecek yapıda olabilmektedirler. Bu bsğımlılık hali genelde ömür boyu sürmekte ve ailesinden gördüğü şeyleri eşinden de kendini beklemektedirler.
Çocuğun Özellikleri

) Düşük özgüven ve aşırı bağımlılık vardır.

) Bir şeylerin yapılması için başkalarına gereksinim duyulur.

) Sorunları çözmede yetersizlik görülür.

) Stres yönetiminde zorlanırlar.

) Sosyal gelişim olumsuz yöndedir ve çocuk aile olduğu gibi dış çevreye karşı da bağımlı olmaktadır.

)Kontrol edebilecek herkese karşı bağımlı olurlar. Kabul edilme ve onaylanma isteği sıklıkla gözlemlenir.

3 Otoriter (Yetkeci /Baskıcı) Anne Baba Tutumu:
Aile katı, kuralcı ve disiplinlidir. Anne /baba veya her ikisinin de otoriter tutumu
karşısında, çocuk nazik, dürüst, disiplinli, yardımsever ve dikkatli olmasına rağmen, ürkek, çekingen, kendine güveni olmayan veya çok zayıf, başkalarının etkisi altında kalabilen, duyarlı, korkak, kendi başına iş yapma yeteneği gelişmemiş bir yapıya sahip olabilirler.
Aşırı otoriterler katı tutum, çocuğu bunalımlı, ürkek ve korkak bir kişi olarak
yetiştirmektedir. Bu tutum altında büyüyen çocuklar, diğer insanlarla ilişki kurmakta güçlük çekmektedirler. Çocukta aşağılık duygusu gelişebilmekte ya da isyankarlık görülebilmektedir.
Çocuğun Özellikleri

) Tutumu Özgüven düşüktür.

) Stres düzeyi yüksektir ve tedirginlik hissedilir.

) Başkalarının etkisinde kalınır. Sessiz kalmak tercih edilir.

) Çekingen bir kişilik gelişmiştir.

) Sürekli olarak aşağılanmanın bir sonucu olarak aşağılık duygusu gelişmiştir.

) Kendi başlarına karar verme yetenekleri zayıftır.

4 Demokratik (Eşitlikçi) Anne Baba Tutumu:
Çocuklarını seven ve benimseyen, ilişkileri sevgi ve saygıya dayanan, sorunları konuşup danışarak çözümleyen anne-babalardır. Bu tutuma sahip anne-babalar, çocuklarına karşı hoşgörü sahibi, çocuklarını destekleyen, bazı sınırlamalar dışında isteklerini diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin verirler, Ailede gerginlik yerine, ılımlı, sıcak bir hava
vardır. Çocuklara söz hakkı tanınmıştır. Ailede belli kurallar vardır. Ancak, bu kurallar dayakla, baskıyla, korkutmayla sürdürülmez; gönüllü benimsenmesi söz konusudur. Amaç çocuğu sindirmek değil, sorumluluk duygusu kazandırmaktır, Demokratik aile ortamında güven verici, destekleyici ve normal sınırlar içinde hoşgörü vardır. Çocuğun duygu ve
düşüncelerine saygı duyulur. Çocuğun da ailede söz hakkı vardır. Ailede çocuğa değer verilir.
Çocuk olduğu gibi kabul edilir. Çocuk, en az anne-baba kadar ailenin değerli bir üyesidir. Çocuk yeterli sevgi ve şefkat görür. Çocuğun ilgisi, ihtiyaç ve yetenekleri göz önünde tutulur. Anne-baba, çocuğun kendini gerçekleştirmesine ve bağımsızlık kazanmasına yardımcı olur. Böylece çocuk, kendi kararlarını kendisinin vermesi alışkanlığını kazanır. Demokratik aile ortamında yetişen çocuklar, girişim yeteneğine sahip olurlar. Kendine güvenli, kendi kendine karar verip, sorumluluk taşımasını öğrenirler. Kendi kendini yönetebilen, iç kontrole sahip bir
insan olur. Sağlıklı ve dengeli bir kişilik geliştirir. Çocuklarda, olumlu duygusal, sosyal ve zihinsel gelişmeye yol açar.
Çocuğun Özellikleri

) Fikirlerini rahat bir şekilde ifade edebilirler.

) Rahat bir biçimde karar alırlar.

) Sorumluluk alabilirler.

) Yorum yapma yetenekleri gelişmiştir.

) Sosyal açıdan yeterli özelliklere sahiptirler.

) Duygusal gelişimleri istendik yönde oluşmuştur.

) Özgüven düzeyi yüksektir. Uyumlu davranışlar sergilerler.

) İşbirliği yetenekleri gelişmiştir.

) Diğer insanlara güvenebilirler.

) Risk alabilirler. Huzurlu ve mutludurlar.

)Çevreyi keşfetmeye isteklidirler.

AİLELERE ÖNERİLER
#) Çocuğunuzun yanında eşinizi asla kötülemeyin ve eleştirmeyin; anne baba eşlerine olan kızgınlık, kırgınlık eleştiri içeren davranış ve sözlerini çocukların yanında yapmayalım. Kendi
kırgınlığınıza çocuklarımızı ortak etmeyin. Çocuk anne babanın birbirlerini kötülemesini, eleştirmesini istemez, birbirlerini sevip beğenmesini ister.

) Çocuğunuza eşinizle mutlu olduğunuzu söyleyin ve davranışlarınızla da bunu gösterin;

Kızgınlık anında annen-baban beni üzmek için yapmadı, kötü bir niyeti yoktu diyebiliriz.

) Sizin de çocuğunuzun da istediğinin olacağı çözümler üretmeye çalışın; çocukların her zaman sorunlara sizin getireceğiniz çözümlerden başka çözümleri vardır. Çocuğunuza

beklediğinizin ne olduğunu söyledikten sonra; onunda beklentisinin başka olduğu-nu bildiğinizi ve bu yüzdende oturup her iki tarafında istediğinin olabileceği ortak bir çözüm bulmaya çalışın.

) Çocuklarınızı gerçekten dinleyin ve bunu ona gösterin; çocuğunuzu dinlerken tv.

İzlemeyin, gazete okumayın, başka işlerle meşgul olmayın. Konuşurken göz teması kurun, çocuğun yüzüne bakın, aynı hizada olmaya dikkat edin.

) Çocuklarınıza sözlerinizle değil davranışlarınızla örnek olun; çoğu zaman anne babalar çocuklarına öğüt verirler: şöyle yapmalısın, bu işin doğrusu bu, böyle davranmanı istemiyorum.

) Çocuk sözlerle anlatılanlardan çok davranışlarınızla vereceğiniz mesajları almaya açıktır.

) Kendi çözümlerini kendisinin bulacağı dinleme metoduyla onu dinleyin; yorum yapmanız gereken bir şey anlattığınızda ‘hım, anlıyorum, evet, sonra ‘ gibi devam sağlayacak sözcüklerle çocuğu sonuna kadar dinlemeniz gerekiyor çünkü amacımız çocuğun gömesi gereken noktaya kendiliğinden gelmesi

) Çocuklarınızla sen dili ile değil ben dili ile konuşunun; örneğin; sen tembelsin,

çalışmıyorsun, sorumsuzsun (sen dili) yerine çalışmadığın zaman ben üzülüyorum, çünkü hak etmediğin halde kötü not almış oluyorsun (ben dili) kullanılmalıdır.

) Çocuğunuzun olumlu yönlerini ve başarılarını ön plana çıkarın. Çocuklarınızı kardeşleriyle ve arkadaşlarıyla kıyaslamayın. Kıyaslamak reddetmektir.

) Başkalarının yanında çocuğunuzun daima olumlu özelliklerini anlatın. Bizimki çok tembel, oğlum-kızım çok yaramaz, bizi hiç dinlemiyor teyzesi vb ifadelerle çocuğun olumsuz özelliğini yoğunlaştırmış ve kendimizi de kötü his-setmiş oluyoruz.

) Çocuğunuzun babasını-annesini kötülemesine, eleştirmesine ya da onların hakkında olumsuz konuşmasına izin vermeyin ve asla sana katılıyorum, çok haklısın, baban hep böyledir vb. demeyin onun yerine babanın yorgun olabileceği, başka şeye canının sıkıldığını aslında onun böyle bir kişi olmadığını vurgulayın.

) Çocuğunuzun aldığı sonuçları değil çalışmasını ve gayretini ödüllendirin; biz onları iyi sonuçlar alırlarsa ödüllendiririz, gayretleri, çalışkanlıkları sonuca yansımıyorsa göz ardı ederiz hatta ödül şöyle dursun kızarız bile. Unutma-yın çocuğunuz her şeyi başarmak zorunda

değil.

) Çocuğunuzun akıllı, iyi niyetli, güzel olduğunu dile getirin. Çocuğunuzu koşulsuz sevin, başarılı olursan seni severim, istediğim gibi olursan seni severim vb. ifadelerden kaçının.

Çocuklarınızı koşulsuz severseniz, onlara da hem kendilerini hem de insanları koşulsuz
sevmeyi öğretirsiniz.

Devamını Oku

BAŞARI NEDİR?

BAŞARI NEDİR?
21

BEĞENDİM

ABONE OL

Başarıyı futbol ile yazmak istiyorum.
Almanya, İtalya ve Fransa liglerinde lig başlamadan hangi takımın şampiyon olacağını belli, dolayısıyla bu liglerde takımlar arasında pek rekabet çekişme olmaz ve futbol ziyafet zevki, heyecanlı da olmuyor.

İspanya da ise Barcelona Real Madrid arasında gelip gidiyor.
İngiltere liginde şampiyonluk için yarışan 5 – 6 takımlar var..
Sezon başında hangi takımın şampiyon olacağını belli değil ve haliyle çok güzel bir çekişme rekabet oluyor..
Her takım taraftarlarına çok güzel futbol ziyafet zevki, heyecanı veriyor.
Ve İngiltere liginde hiç bir takım rakiplerinin zayıf noktalarına odaklanmazlar şampiyonluk için mücadele eden takımlar “rakiplerimiz bu hafta beraber kalsınlar mağlup olsunlar “ gibi hesapları birinci önceliğini yapmazlar herşeyden önce sadece kendi çalışmalarına bakıp ve her maça mutlak galibiyet düşüncesiyle maça çıkıyorlar
Sezon sonunda 1 takım şampiyon oluyor ama şampiyon dışında şampiyonluk için mücadele eden takımların başarısı bazen şampiyonluğu geride bırakıyor.
Örneğin:
2019 yılında M. City şampiyon oldu..
Ama 97 puan alıp şampiyonluğu 1 puan farkla kaçıran Liverpool’un başarısı M. City’nin şampiyonluğun önüne geçti…
Başarı her zaman şampiyon olmak değildir. Asıl başarı sonuna kadar istikrarlı bir şekilde mücadele etmektir.
Ve her yarış başarıyla bitirilmez yarışın sonunda yenilmekte vardır ama savaşarak, mücadele ederek yenilmek bazen kazanmaktan daha büyük bir zaferdir.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.