45,2229$% 0.07
52,8911€% 0.04
61,2240£% 0.01
6.599,83%0,45
10.751,00%0,47
42.852,00%0,55
02:00
21 Mayıs 2026 Perşembe
-UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN METİN HAMURCU YAZIYOR-
Kıskançlık, insanın en karmaşık duygularından biridir. Çoğu kişi kıskançlığı sadece kötü bir özellik gibi görse de aslında bu duygu, insanın değer verdiği bir şeyi kaybetme korkusuyla yakından ilişkilidir. Sevilen bir insanı, başarıyı, ilgiyi, güveni ya da kişinin kendisini özel hissettiren bir şeyi kaybetme ihtimali kıskançlığı ortaya çıkarabilir. Bu nedenle kıskançlığın temelinde çoğu zaman öfke değil; korku, yetersizlik hissi ve güvensizlik vardır.
İnsan bazen başkasının başarısını gördüğünde kendi eksiklerini daha fazla fark eder. Bir arkadaşın başarısı, bir ilişkinin mutluluğu ya da birinin özgüveni, kişinin kendi içinde çözülmemiş yaralarına dokunabilir. Özellikle çocukluk döneminde sürekli kıyaslanan, yeterince takdir edilmeyen ya da sevgiyi koşullu hisseden insanlar, ileriki yaşamlarında kıskançlığı daha yoğun yaşayabilirler. Çünkü içten içe “Ben yeterli değilim” düşüncesi gelişebilir. Bu düşünce de başkalarının sahip olduklarını tehdit gibi algılamaya yol açabilir.
Kıskançlık en çok ilişkilerde görünür hale gelir. Sevilen kişinin ilgisini kaybetme korkusu, terk edilme endişesi veya aldatılma düşüncesi kişiyi sürekli kontrol etmeye, sorgulamaya ya da şüphe duymaya itebilir. Fakat aşırı kıskançlık zamanla sevgiyi korumaktan çok ilişkiyi yormaya başlar. Sürekli hesap sormak, telefon kontrol etmek, kısıtlamak ya da karşı tarafı suçlamak güveni azaltır. Çünkü sevgi baskıyla değil, güvenle güçlenir.
Sosyal medya da kıskançlığı artıran önemli etkenlerden biridir. İnsanlar başkalarının hayatlarının en parlak anlarını görürken kendi sıradan günleriyle kıyaslama yapar. Birinin tatili, ilişkisi, görünüşü ya da başarısı dışarıdan mükemmel görünebilir. Ancak çoğu zaman insanlar sadece göstermek istedikleri kısmı paylaşırlar. Buna rağmen zihin, farkında olmadan “Herkes mutlu, başarılı ve yeterli; eksik olan benim” düşüncesine kayabilir. Bu da hem özgüveni hem ruh halini olumsuz etkileyebilir.
Kıskançlık bazen kişinin kendisiyle ilgili fark etmediği ihtiyaçları da ortaya çıkarır. Örneğin birinin başarısını kıskanmak, aslında kişinin kendi potansiyelini kullanamadığını hissetmesiyle ilgili olabilir. Bir ilişkide aşırı kıskançlık yaşamak ise geçmişte yaşanan terk edilme deneyimlerinden kaynaklanabilir. Bu yüzden kıskançlıkla mücadelede önemli olan sadece duyguyu bastırmak değil, onun altında yatan nedeni anlamaktır. İnsan kendine şu soruları sorabilir:
“Ben aslında neyi kaybetmekten korkuyorum?”
“Kendimi neden yetersiz hissediyorum?”
“Bu duygu geçmişte yaşadığım hangi deneyimi hatırlatıyor?”
Kıskançlıkla sağlıklı şekilde baş etmek için kişinin önce kendi değeriyle bağ kurması gerekir. Kendini sürekli başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi gelişimine odaklanmak önemlidir. Her insanın hayat yolu, zamanı ve güçlü olduğu alan farklıdır. Ayrıca ilişkilerde açık iletişim kurmak, korkuları konuşabilmek ve güven duygusunu geliştirmek kıskançlığın yıkıcı etkisini azaltabilir.
Duygular bastırıldığında büyür; anlaşıldığında ise yönetilebilir hale gelir. Kıskançlık da böyledir. İnsan bu duygudan utanmak yerine onu anlamaya çalıştığında, kıskançlık zamanla kişiyi tüketen bir yük olmaktan çıkıp kendini tanıma fırsatına dönüşebilir.