DOLAR

45,2229$% 0.07

EURO

52,8911% 0.04

STERLİN

61,2240£% 0.01

GRAM ALTIN

6.599,83%0,45

ÇEYREK ALTIN

10.751,00%0,47

TAM ALTIN

42.852,00%0,55

İmsak Vakti a 02:00
Hatay HAFİF YAĞMUR
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Reyhan Caner Ahmadi

Reyhan Caner Ahmadi

07 Mayıs 2026 Perşembe

Annelik Değişmedi, Dünya Değişti

Annelik Değişmedi, Dünya Değişti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

-REYHAN CANER AHMADİ YAZIYOR-

Son zamanlarda sosyal medyada karşıma çıkan “anne tükenmişliği” videoları artık bir tesadüf değil, bir işaret gibi geliyor bana. İlk izlediğimde içimden geçen dürüst düşünce şuydu: “Bu kadar da zor mu gerçekten?” Çünkü zihnimdeki annelik tanımı bambaşka bir yerden geliyor. Daha sessiz, daha sabırlı, daha dayanıklı bir yerden.

Ama insan biraz durup düşününce mesele yüzeyde göründüğü kadar basit değil.

Eskiden annelik zordu ama yalnız değildi. Bugün ise yalnız ama aynı zamanda görünür. Bu ikisi arasındaki fark, belki de bütün tartışmanın merkezinde duruyor. Bir zamanlar bir çocuğu büyütmek bir çevrenin, bir mahallenin, bir ailenin işiydi. Şimdi ise çoğu kadın, görünürde her şeye yetişebilen ama aslında içten içe parçalanan bir düzenin içinde ayakta kalmaya çalışıyor.

Modern hayat anneliği sadece zorlaştırmadı, aynı zamanda onu ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir hale getirdi. Artık annelik sadece yaşanan bir deneyim değil, aynı zamanda sürekli sergilenen bir performans. Sosyal medyada kusursuz sofralar, yaratıcı etkinlikler, mutlu çocuklar ve hep gülümseyen anneler görüyoruz. Bu görüntüler belki gerçeğin tamamı değil ama insan zihni bunu böyle ayırmıyor. İçten içe şu soru büyüyor: “Ben neden böyle değilim?”

İşte tükenmişlik tam burada başlıyor. Fiziksel yorgunluk tek başına insanı yıkmaz. İnsanı asıl tüketen şey, yaptığı şeyin yetmediği hissidir. Ne kadar çabalarsan çabala, hep eksik kalıyormuşsun gibi hissetmek… Belki de bugünün anneliğini asıl zorlaştıran bu.

Ama mesele sadece bundan da ibaret değil.

Bence zayıflık değil bu yaşananlar. Aslında değişen şey, toplumun kendisi. Eskinin o “toplum görgüsü” dediğimiz, birçok şeyi sineye çekmeyi öğreten yapısı artık yok. Evliliklerin içinde insanlar eskisi gibi susmak zorunda hissetmiyor. Kimse kimseye kolay kolay “gözünün üstünde kaşın var” diyemiyor. Bu bir özgürlük mü, yoksa çatışmanın artması mı, orası tartışılır. Ama kesin olan şu ki; kavgalar daha görünür, tartışmalar daha sert ve ayrılıklar daha sık.

Bir de işin karanlık tarafı var. Ayrılığı kabullenemeyen, öfkesini yönetemeyen insanların şiddete başvurduğu örnekleri daha çok duyar olduk. Bu da evliliğin ve anneliğin üzerindeki duygusal yükü daha da ağırlaştırıyor. Kadın sadece çocuklar büyütmüyor; aynı zamanda kendini, evini ve hayatını da korumaya çalışıyor.

Üstelik buna bir de ekonomik sıkıntılar ekleniyor. Geçim derdi, gelecek kaygısı, hayatın pahalılaşması… Bunların hepsi zaten zor olan bir süreci daha da zor hale getiriyor.

Ve belki de en yorucu olanlardan biri: korku.

Bugünün dünyasında bir çocuk büyütmek sadece beslemek, eğitmek, sevmek değil; aynı zamanda sürekli korumak demek. Kötü niyetli insanlardan, sapkınlıklardan, şiddetten… Bazen komşudan, bazen akrabadan, bazen hiç tanımadığın bir çevreden bile sakınmak zorunda hissediyorsun. Bu sürekli tetikte olma hali, insanın ruhunu yoran görünmez bir yük aslında.

Tüm bunları üst üste koyunca şu daha net görünüyor: Bugünün annesi sadece çocuk büyütmüyor. Aynı anda hem iyi bir ebeveyn, hem güçlü bir birey, hem dikkatli bir koruyucu, hem de ayakta kalmaya çalışan bir insan olmaya çalışıyor.

Bu yüzden meseleyi sadece “tahammül azaldı” diye açıklamak bana eksik geliyor. Ama her duygunun olduğu gibi bunun da zaman zaman abartıya kaçabildiğini kabul etmek gerekiyor.

Belki de asıl mesele şu: İnsanlar artık yorulduklarını söyleyebiliyor. Ve belki de ilk kez, güçlü görünmek zorunda hissetmeden.

Bu kötü bir şey mi, yoksa geç kalmış bir dürüstlük mü?

Bunu zaman gösterecek. Ama kesin olan bir şey var: Annelik değişmedi, ama anneliğin yaşandığı dünya tamamen değişti.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.